Bu sabah internette haberlere göz atarken “Beklenen emoji
geldi “ başlıklı haber gözüme çarptı . Haberin içeriğine baktığımda İOS 12 nin yeni sürümünün çıktığı ve bu sürümle beraber 70 yeni emoji nin çıktığı bunların arasında nazar boncuğu emoji'sinin de olduğu yazılıydı.....
Bu haberin dikkatimi çekmesi bu emojileri çok sık kullanmam (ki
aslında her geçen gün kullanım alışkanlığımın arttığını fark ediyorum) yada
beklediğim bir emoji olduğundan değil , bu emoji üretimi ve kullanımının ,(
hadi siz komplocu deyin ,ben güçlü ve dayanağı güçlü bir öngörü olduğunu
söyleyeyim) bir süredir tüm dünyada ortak bir kullanıcı ağını nereye doğru
sürüklediğine yönelik endişelerimdi..
Özetle emoji akımının her geçen gün evrenselleştirilen kültürün ortak
iletişim dili haline getirilmeye çalışıldığına inanıyorum. Öyle ki emoji
listesine baktığımızda bu basit animasyon şekiller sayıları
serbestçe milyonlara ulaşabilecek imkan varken 70 adet yeni emojinin gelmesi
haber değeri taşıyacak kadar kontrollü ve bence tasarlanmış bir periyotta
kullanıma sunuluyor. Emoji Alfabesi diye adlandırabileceğimizi düşündüğüm bu
şekillerin listesine göz attığımızda benim dikkatimi çeken önemli husus ifade etmek istediğimiz
hareketler,duygular ve sembolize edilebilen organizasyonlar,canlı
sınıflandırmaları, meslekler gibi belli tasniflerle gelişiyor. Bunlar arasında
sayısal olarak en fazla olan ise bu akımın belkide başlangıç simgesi olan
gülücük simgesi. İki nokta üst üste ve yanına eklenen parantez ile başlayan akım,
yazım programlarının bunu otomatik olarak J
görseline dönüştürmesi ve şimdilerde sayısı kaba bir sayımla 70 leri bulan çeşidiyle anlam kılavuzu bile bulunan (yanlış anlaşılma olmasın demişler herhalde) emoji alfabesinde yerini almış örneklerde de görüleceği üzere kısa yazmak ,çabuk yazmak, gibi bir
çok sebeple izah edilebilir bu emojiler artık duygu, niyet, mimik ifadelerini anlatabilme
gayreti içerisinde. Bir anlamda
hiyeroglif alfabeye geri mi dönüyoruz?
Bu Alfabe birbirimizi tanımak ve
derdimizi anlatmak mı? yoksa çok farklı konuşan ,hisseden ve davranan milyarlarca
insanı sınırları ve anlamı birileri tarafından belirlenmiş anlatım kabiliyeti
içerisine hapsetmek mi? Endişe oluşturan tarafı bence şu ki dijitalleşen dünyada çocuklarımız zaten okuma kabiliyetlerini her geçen gün daha az
kullanırken, fiilen gözlemlediğimiz konuşma ve yazma kabiliyetlerini de bu
şekilde yitirecekler mi?
Ne yapmalıyız ? bunun karşısında direnebilinir mi? Bence evet . Bu
telefonları ellerinden alalım kontrol edelim önerisi falan değil tabii ama bu
iletişim sınırları ile tatmin olmamalarını sağlamakla mümkün kılınabilir. Yani
ne demek istiyorum. Çocuklarımızın okuma alışkanlıkları üzerinde çok
hassasiyetle durmamız okuma disiplinlerini kazanmaları ve devam ettirmeleri
için gayret sarf etmemiz gerekiyor. İfade kabiliyeti yüksek kelime hazinesi
zengin bir insan duygu ve düşüncelerini hiçbir şart altında 8-10 78 şekille
ifade etmekle yetinmeyecektir.
Konunun içeriği ortak kültür oluşturmak, bunun yönetilmesi
,yönlendirilmesi ve ekonomik bir yığın derinleştirilebilecek uzantısı var ama
sonra konuşuruz…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder