11.10.2018

Emojiler




Bu sabah internette haberlere göz atarken “Beklenen emoji  
geldi “ başlıklı haber gözüme çarptı . Haberin içeriğine baktığımda İOS 12 nin yeni sürümünün çıktığı ve bu sürümle beraber 70 yeni emoji nin çıktığı bunların arasında nazar boncuğu emoji'sinin de olduğu yazılıydı.....
Bu haberin dikkatimi çekmesi bu emojileri çok sık kullanmam (ki aslında her geçen gün kullanım alışkanlığımın arttığını fark ediyorum) yada beklediğim bir emoji olduğundan değil , bu emoji üretimi ve kullanımının ,( hadi siz komplocu deyin ,ben güçlü ve dayanağı güçlü bir öngörü olduğunu söyleyeyim) bir süredir tüm dünyada ortak bir kullanıcı ağını nereye doğru sürüklediğine yönelik endişelerimdi..
Özetle emoji akımının her geçen gün evrenselleştirilen kültürün ortak iletişim dili haline getirilmeye çalışıldığına inanıyorum. Öyle ki emoji listesine baktığımızda bu basit animasyon şekiller   sayıları serbestçe milyonlara ulaşabilecek imkan varken 70 adet yeni emojinin gelmesi haber değeri taşıyacak kadar kontrollü ve bence tasarlanmış bir periyotta kullanıma sunuluyor. Emoji Alfabesi diye adlandırabileceğimizi düşündüğüm bu şekillerin listesine göz attığımızda benim dikkatimi çeken  önemli husus ifade etmek istediğimiz hareketler,duygular ve sembolize edilebilen organizasyonlar,canlı sınıflandırmaları, meslekler gibi belli tasniflerle gelişiyor. Bunlar arasında sayısal olarak en fazla olan ise bu akımın belkide başlangıç simgesi olan gülücük simgesi. İki nokta üst üste ve yanına eklenen parantez ile başlayan akım, yazım programlarının bunu otomatik olarak J görseline dönüştürmesi ve şimdilerde sayısı kaba bir sayımla 70 leri bulan çeşidiyle anlam kılavuzu bile bulunan (yanlış anlaşılma olmasın demişler herhalde) emoji alfabesinde yerini almış örneklerde de görüleceği üzere kısa yazmak ,çabuk yazmak, gibi bir çok sebeple izah edilebilir bu emojiler artık duygu, niyet, mimik ifadelerini anlatabilme gayreti içerisinde.  Bir anlamda hiyeroglif alfabeye geri mi dönüyoruz?

 Bu Alfabe birbirimizi tanımak ve derdimizi anlatmak mı? yoksa çok farklı konuşan ,hisseden ve davranan milyarlarca insanı sınırları ve anlamı birileri tarafından belirlenmiş anlatım kabiliyeti içerisine hapsetmek mi? Endişe oluşturan tarafı bence şu ki  dijitalleşen dünyada çocuklarımız zaten okuma kabiliyetlerini her geçen gün daha az kullanırken, fiilen gözlemlediğimiz konuşma ve yazma kabiliyetlerini de bu şekilde yitirecekler mi?
Ne yapmalıyız ? bunun karşısında direnebilinir mi? Bence evet . Bu telefonları ellerinden alalım kontrol edelim önerisi falan değil tabii ama bu iletişim sınırları ile tatmin olmamalarını sağlamakla mümkün kılınabilir. Yani ne demek istiyorum. Çocuklarımızın okuma alışkanlıkları üzerinde çok hassasiyetle durmamız okuma disiplinlerini kazanmaları ve devam ettirmeleri için gayret sarf etmemiz gerekiyor. İfade kabiliyeti yüksek kelime hazinesi zengin bir insan duygu ve düşüncelerini hiçbir şart altında 8-10 78 şekille ifade etmekle yetinmeyecektir.
Konunun içeriği ortak kültür oluşturmak, bunun yönetilmesi ,yönlendirilmesi ve ekonomik bir yığın derinleştirilebilecek uzantısı var ama sonra konuşuruz…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar