Aklımda yer edinenler....

 Aramak yola çıkmaktır; yola çıkmak yoldan çıkmaktır!


Aramak yola çıkmaktır; yola çıkmak yoldan çıkmaktır...

Aramak soru sormaktır; soru sormak yol adına ve yola dönmek için yoldan çıkmaktır...

Demek ki çıkış ancak yola çıkmakta ve/veya soru sormakta...

Bazıları soru sormaktan çabuk yorulurlar... oturmak ve ilk oturdukları menzilde çadır kurmak isterler. Yol yorar çünkü. Sorularının cevaplarını bulduklarına inanmaları bundandır... yorulmuşlardır...

Niçin tekrar yola düşülmez? Yolda düşüldüğü için... Yolda düşenler yola düşemezler... Çok geçmeden kendileri yol olurlar sonraki yolculara.... VE geçenler ne yazık ki hep düşenlerin üzerinden geçerler...

Özetleyelim: yolda olmak yolda düşüp kalmak demek değildir.

1) Muhafazakârlar, eyyamcılar, statükocular yolda oldukları için değil, yolda düştükleri için ısrarlı ve istikrarlı görünürler. Böyleleri yolda düştükleri içindir ki bir daha yola düşemezler! Dâvâ şahsîleşmiş, idealler tabu haline gelmiştir. Sadakatin "soru sormamak", vazife şuurunun "göz kapamak", kemâlin (olgunlaşmanın) "çürümek" anlamına geldiği yer tam da burasıdır.

2) Çile sahipleri soru sormayı sürdürenlerdir; cevaplara değil, sorulara gözlerini dikenlerdir... yoldan çıkmayı göze aldıkları, alabildikleri için yolda olanlardır.

Bir hareket gençleri yola düşürmek için varolmalı, yolda düşürmek için değil!

"İki seçenek" ile ne kastettiğim soruluyor; söyleyeyim o halde: 'Hareket' yola düşmenin, 'sükûn' ise yolda düşmenin adı....

Sözüm yola düşenlere... yol adına ve yola dönmek için yoldan çıkanlara...

Dücane Cundioğlu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar